21. yüzyıl, tarihte ilk kez insanlığın çoğunluğunun kentlerde yaşadığı bir dönem olarak kayda geçmiştir. Kentler artık yalnızca nüfusun toplandığı mekânlar değil; ekonomik üretimin, toplumsal eşitsizliğin, iklim krizinin, yönetişim sorunlarının ve demokratik taleplerin kesiştiği ana sahnelerdir. Bu nedenle kentleşme meselesi, teknik bir planlama konusu olmaktan çıkmış; doğrudan kalkınmanın, adaletin ve sürdürülebilirliğin merkezine yerleşmiştir.
Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen Habitat süreçleri, bu dönüşümün küresel ölçekte nasıl yönetileceğine dair en önemli referans noktalarını oluşturur. Ancak Habitat II (1996) sonrası kabul edilen Yerel Gündem 21 yaklaşımı, 2010’lu yıllara gelindiğinde kentlerin karşı karşıya kaldığı çok boyutlu krizleri karşılamakta yetersiz kalmıştır. İşte tam bu noktada, Habitat III (2016, Kito) ile birlikte kabul edilen Yeni Kentsel Gündem (New Urban Agenda – NUA), yalnızca yeni bir belge değil, yeni bir kentsel paradigma olarak ortaya çıkmıştır. (1)
1996 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen Habitat II Konferansı, “herkes için barınma” ve “sürdürülebilir insan yerleşimleri” hedefleriyle önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu sürecin yerel düzeydeki uygulama aracı ise Yerel Gündem 21 yaklaşımıdır. (5)
Yerel Gündem 21;
- Katılımı,
- Yerel paydaşları,
- Sürdürülebilir kalkınma fikrini öne çıkaran ilerici bir yönetişim çerçevesi sunmuştur.
Ancak bu yaklaşımın üç temel zafiyet noktası zamanla netleşmiştir:
- Bağlayıcılığının zayıf olması
- Finansman ve uygulama araçlarının belirsizliği
- Yerel yönetimlerin küresel karar alma mekanizmalarında yeterince temsil edilmemesi
Dahası, 2000 sonrası dönemde kentler; iklim değişikliği, kitlesel göç, hızlı metropoliten büyüme, mekânsal eşitsizlik ve afet riskleri gibi çok daha karmaşık sorunlarla karşı karşıya kalmıştır. Yerel Gündem 21’in gönüllülüğe dayalı, proje temelli ve parçalı yapısı bu yeni gerçekliği taşımakta zorlanmıştır.
2016 yılında Kito’da gerçekleştirilen Habitat III Konferansı, önceki Habitat toplantılarından farklı olarak yalnızca bir sonuç bildirgesi değil, 20 yıllık bir yol haritası sunmuştur. Yeni Kentsel Gündem, kentleri ilk kez açık biçimde (2)
- Küresel kalkınmanın motoru,
- Sosyal adaletin mekânı,
- İklim mücadelesinin ön cephesi
olarak tanımlamıştır
Peki, nedir bu Yeni Kentsel Gündem? (2)
Yeni Kentsel Gündem’in ayırt edici yönleri şunlardır: (2)
- Kent Hakkı yaklaşımını merkeze alması
- Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (özellikle SKA 11) ile doğrudan ilişki kurması (3)
- Ulusal politikalarla yerel uygulamalar arasında çok düzeyli yönetişim vurgusu
- Yerel ve bölgesel yönetimleri uygulamanın asli aktörü olarak tanımlaması
Bu yönüyle Yeni Kentsel Gündem, Yerel Gündem 21’in “iyi niyetli çağrısını” politik, kurumsal ve mali bir çerçeveye dönüştürmüştür. (2)
Tam bu aşamada önemli bir adımdan bahsetmek gereklidir.
Yeni Kentsel Gündem’in en kritik tamamlayıcı belgelerinden biri, UCLG (Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Dünya Teşkilatı) tarafından kabul edilen Bogota Taahhüdü ve Eylem Gündemidir (15 Ekim 2016). (2)
Bogotá Taahhüdü, Yeni Kentsel Gündem’in soyut ilkelerini, yerel ve bölgesel yönetimler açısından somut bir eylem çerçevesine dönüştürmüştür. (2)
Bogota Taahhüdü üç temel sütun üzerine kuruludur: (4)
- Yerel Eylem ( Yeni Kentsel Gündem’in sahada uygulanması, Belediyelerin planlama, finansman ve hizmet sunumunda güçlendirilmesi ) (2)
- Ulusal Eylem (Yeni bir çok düzeyli yönetişim sistemi, Yerel yönetimlerin yetki ve kaynaklarının ulusal düzeyde tanınması )
- Uluslararası Eylem ( Yerel ve bölgesel yönetimlerin küresel karar alma masasında hak ettiği yeri alması, Uluslararası finansman ve işbirliği mekanizmalarına doğrudan erişim )
Bu yönüyle Bogotá Taahhüdü, Yeni Kentsel Gündem’in “uygulanabilirlik açığını” kapatan kritik bir belgedir. (2)
Yerel Gündem 21’den Neden Yeni Kentsel Gündem’e Geçildi? sorusu daha çok netlik kazandırılması gereken bir konudur. (2)
Bu geçişi zorunlu kılan temel nedenler şunlardır:
- Kentleşmenin ölçek ve hız değiştirmesi
- İklim krizinin kentsel boyutunun belirginleşmesi
- Yerel yönetimlerin artan sorumluluklarına karşın yetersiz yetki ve kaynaklara sahip olması
- Küresel hedeflerin (SKA’lar) yerelleştirilmesi ihtiyacı
Yerel Gündem 21, “katılımı teşvik eden bir süreç” iken; Yeni Kentsel Gündem, yapısal dönüşüm hedefleyen bir politika çerçevesidir. (2)
Yeni Kentsel Gündem ve Bogota Taahhüdü birlikte okunduğunda, açık bir gerçek ortaya çıkmaktadır: (2)
Sürdürülebilir kalkınma artık yerel yönetimler olmadan mümkün değildir.
Kentler;
- İklimle mücadelede,
- Sosyal eşitsizliklerin azaltılmasında,
- Demokratik yönetişimin güçlendirilmesinde kilit aktörlerdir.
Bogotá Taahhüdü ise bu aktörlere yalnızca sorumluluk değil, hak, yetki ve meşruiyet de tanımaktadır. (4)
Bu nedenle Yeni Kentsel Gündem, Habitat II’nin bir devamı değil; yerel yönetimleri küresel yönetişimin merkezine yerleştiren tarihsel bir kırılmadır ve hatta yeni bir başlangıçtır. (2)
Hatırlanacağı üzere, Bogotá Taahhüdü Kito’da yapılan Habitat 3 toplantısı ve Yeni Kentsel Gündem Taahhüdü’nden önce ilan edilmiştir. İlk bakışta burada bir tutarsızlık varmış gibi gözükmektedir. Yani, ilan edilmemiş taahhüdün destekleyici bildirisi ve destek taahhüdü önceden nasıl yapılabilmektedir? (2)
Mantıksal beklenti şu olmuştur:
Habitat III (Kito) yapılır (5)
Yeni Kentsel Gündem kabul edilir (2)
Yerel ve bölgesel liderler bunu sonradan destekleyen bir siyasi taahhüt verir
Ama olan şudur:
Bogotá Taahhüdü, Habitat III’ten önce şekillenmeye başladı ve eşzamanlı / hemen öncesinde ilan edilmiştir. (4)
Aslında hiçbir çelişki bulunmamaktadır.
Yeni Kentsel Gündem, ilk kez Kito’da ortaya çıkmamıştır. Kito, zaten büyük ölçüde uzlaşılmış bir metnin resmen onaylandığı yer konumunda olmuştur. (2)
Taslak metinler 2014–2016 arasında bölgesel ve tematik toplantılarla, yerel yönetimler, politika birimleri ve BM kurumları tarafından defalarca müzakere edilmiştir.
Yani Kito siyasi tasdik ve ilan yeri olmuştur.
Yerel yönetimler “sonradan onaylayan” olmak istememişlerdir. Habitat II tecrübesinden yerel yönetimler çok net birkaç ders çıkarmıştır: (5)
- Kararlar merkezde alınıyor
- Uygulama yükü yerelde kalıyor
- Yetki ve finansman yerel aktörlere verilmiyor
UCLG ve Yerel–Bölgesel Yönetimler Küresel Görev Gücü aslında Bogota Taahhüdü ile beraber şunu da söylemiş oldu: (4)
“Biz bu kez masaya sonradan davet edilen uygulayıcılar olarak değil, önceden pozisyon alan siyasi aktörler olarak oturacağız.”
Bogotá Taahhüdü tam da bu mesaja aracılık etmiştir. (4)
Bogota Taahhüdü’nün erken ilan edilmesinin bir başka üç stratejik amacı olmuştur: (4)
Gündemi etkilemek ( Yeni Kentsel Gündem’i acele şekilde uygulayacağımız değil, hangi şartlarla uygulayacağımız önemlidir. Aslında bu kayıtsız şartsız bir destek metni değil, şartlı bir siyasi mutabakattı. ) (2)
Habitat III’te geri dönülemez bir yerel meşruiyet yaratmak (Kito’ya gelindiğinde Yerel ve Bölgesel Yönetimler tek sesti). Talepler öceden yazılmıştı. BM ve Ulusal Hükümetlerin sonradan konuşmayı önerecekleri bir husus kalmamıştı. Buna BM Diplomasi dilinde ön alma – pre-commitment denmektedir. ) (5)
Yeni Kentsel Gündem’i uygulamaya hazır olmanın şartlarını teyit etmek ( Çok düzeyli yönetişim, Doğrudan Finansman, Küresel masada var olmak ) (2)
Yerel yönetimler bu kez:
“Önce merkez yazsın, sonra biz uyarlayalım” dememiş, “Biz olmadan yazılan hiçbir metin sahada işlemez” demiştir.
2026 yılına geldiğimiz şu zaman diliminde, 10 yıl sonra Yeni Kentsel Gündemin de artı ve eksilerle değerlendirmeleri yapılacaktır. (2)
Dünyada yerel kalkınma hamlelerinin ısrarla düzeltmedikleri temel bir açmazı vardır. O da tek tip bir kalkınma anlayışı ve modeli ile hareket etmektir. Ülkelerin, bölgelerin ve hatta şehirlerin farklı etnik, coğrafik, tarihsel, inançsal, ekonomik ve sosyolojik gerçekleri olduğu göz ardı edilmektedir.
Adeta tatlı su içinde keyifle yüzen balıkları andıran İskandinav ülkelerinden beklentiler (İsveç, Norveç, Danimarka, belki peşlerine Finlandiya ve İzlanda da söylenebilir) ile her türlü çatışmaların, katliamların veya afetsel hadiselerin gölgesi altında bulunan yerlerden beklentiler aynı tutulmakta, hepsine aynı elbise giydirilmeye çalışılmaktadır.
Bunun mümkün olmadığını aslında bu çalışmaları yapanlar da gayet iyi bilmektedirler. O halde yapılan bu işlerin anlamı ‘’ Kendileri için kalkınma, kendileri için insan hakları, kendileri için refah ‘’ taleplerinden öteye gitmemektedir. Bunun aksi olsaydı, 1976 Habitat 1 sürecinden beridir adeta yerinde debelenen ve iddia edilen sonuçların %10’unu dahi vermeyen birçok sözde taahhüt, bildirge ortaya çıkar mıydı? (5)
Görünen odur ki, Yeni Kentsel Gündem’de içinde yazılanların aksine, dünyanın zorlu şartlarda insanların yaşadığı bölümünde hiçbir iyi yönde değişime vesile olmadığı gibi, Batı dünyasının refahını artırma aracı olmaktan öteye de geçemeyecektir. (2)
Bu gerçekler ışığında 2036’dan önce dünyanın uluslararası güçleri Yeni Kentsel Gündem için bir ara Değerlendirme Toplantısı yapmalı, uygulamadaki başarısızlığı görmeli ve samimilerse uygulanabilir şekilde, başta dünyanın kan ve gözyaşı içinde olan yerleri olmak üzere, insan haklarının ayaklar altına alındığı yerlere yönelik Yeni Kentsel Gündem uygulama önermelerinde bulunmalıdır. (2)
Toplumların yönetilme şekilleri kendileri ile ilgili bir durumdur. Bu dengelere dış mühendislikle ayar vermeye kalkmak hiçbir sorunu çözmez. Tarih bunun kanıtları ile yazılmıştır. Onlar için neyin daha uygun olduğuna bir başka toplumun karar verme hak ve haddi yoktur. Bu nedenle “herkes için…” şeklinde başlayan BM ve Avrupa sloganları görünürde iyi gibi dursa da, dünya gerçeklerinden kopuk ve her defasında duvara toslamak durumunda olan bir söylemdir.
Bu yanlış ve toptancı bakış ve taleplerin yerine, yerelden kalkınma ve yerel demokrasi hamleleri; ülkelerin, bölgelerin ve şehirlerin içlerinde bulundukları yapı dikkate alınarak uyumlandırılmaya çalışılmış olsa daha samimi, bozmayan ve onaran bir adım olacaktır.
Özgürlük, hak, hukuk, demokrasi, refah gibi kavramların mikro düzeyde bile farklı farklı algılandığı, farklı amaçlar için kullanılabildiği bir dünyada herkese tek tip demokrasi elbisesi giydirmeye kalkmak antidemokratlığın ta kendisidir.
2036 sonrası YENİ KENTSEL GÜNDEM’in adını ve içeriğini belki de GERÇEK KENTSEL GÜNDEM olarak değiştirmek daha isabetli olacaktır. Bunun kodlarını yazacak olanların geçmişteki yaklaşımları sergileyenlerin olmaması gereklidir.
KAYNAKÇA
- United Nations. (1996). Habitat II: The Istanbul Declaration and the Habitat Agenda. United Nations Centre for Human Settlements (UNCHS).
- United Nations. (2017). New Urban Agenda. United Nations, Habitat III Secretariat.
- United Nations. (2015). Transforming our world: The 2030 Agenda for Sustainable Development. United Nations.
- United Cities and Local Governments (UCLG). (2016). Bogotá Commitment and Action Agenda. UCLG World Congress, Bogotá.
- United Nations. (1976). Vancouver Declaration on Human Settlements (Habitat I). United Nations Conference on Human Settlements.
Yazar Bigi: Dr. Ali Murat DUMAN | UCLG-MEWA Genel Sekreter Yardımcısı
